‘En büyük’ yalan

Diyarbakır’da, “Doğu ve Güneydoğu’nun en büyük yatırımı” sloganı ile yeni bir AVM daha açılıyor. Kentin kültürel ve mekansal sermayesini piyasalaştırmak amacıyla en çok “istihdam” yalanına başvuruluyor.

Bugünlerde Diyarbakır’daki bilboardlarda şu slogan yer alıyor: “Doğu ve Güneydoğu’nun en büyük yatırımı.” Bilboardlardaki slogana bakılırsa Diyarbakır “Doğu ve Güneydoğu’nun en büyük yatırımı”na kavuşuyor! Söz konusu “yatırım” yeni bir alışveriş merkezi (AVM). Önümüzdeki günlerde açılması beklenen AVM için 150 milyon dolar harcandığı belirtiliyor. Açılışı yapmak üzere Başbakan Recep Tayyip Erdoğan davet edilmiş.

2012 yılında benzer bilboard reklamlarını Mardin Kızıltepe’de açılan AVM için okumuştuk. Bu AVM de 108 dönüm arazi üzerinde 75 milyon dolara mal edilmiş, bölge illerinde tanıtımı yapılarak şöhreti Mardin sınırlarını açmıştı.

Diyarbakır ilk AVM’siyle 1998 yılında tanışmıştı. O dönem açılan AVM tüm televizyon kanallarında, “Çatışmalar azaldı, ‘terör’ bitiyor, ekonomiye canlılık geliyor” ifadeleriyle verilmişti. Dönemin bazı gazete başlıkları “Diyarbakır’a 5 trilyonluk Galleria”, “Türkiye’de benzeri yok”, “Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından açılacak” şeklindeydi. Milliyet gazetesinin haberinde ise “Diyar Galleria’nın 4 katı iş merkezi, 8 katı ise 128 lüks konuttan oluşacak. Mimari yapılışı itibariyle Türkiye’de benzeri yok” denilmişti. Kentin merkezinde Büyükşehir Belediye binası yanına inşa edilen ve “benzeri yok” denilen Galleria bugün tam bir hilkat garibesi görünümünde. Alışveriş merkezi bölümü can çekişiyor. Konut bölümleri ise onlarca kez el değiştirdi.

Diyarbakır’da Galleria’dan sonra ikinci alışveriş merkezi Urfa yolunda açıldı. Ardından Kayapınar Caddesi’nde mini bir alışveriş merkezi, Bayramoğlu’nda yine ilk alışveriş merkezi benzeri konut ve iş merkezinden oluşan yeni bir AVM açıldı. Ardından Diclekent Bulvarı’nda ve son olarak Urfa yolunda açılan ilk alışveriş merkezinin 500 metre ilerisinde ikinci bir alışveriş merkezi açıldı.

Bu AVM’lerin önemli bir kısmı ilk açılan Galleria gibi işlevsiz hale geldi. Bugün itibariyle iki AVM dışında diğer AVM’lerde kiracıların birçoğunun kiralarını bile ödeyemediklerini basından okuyoruz. “Doğu ve Güneydoğu’nun en büyük yatırımı” sloganıyla açılacak olan yeni AVM ile birlikte diğer AVM’ler daha da işlevsiz hale geleceği öngörülüyor. Öte yandan 2015 yılında Elazığ yolunda yeni bir AVM’nin daha açılması bekleniyor.

AVM’ler istihdam yaratıyor mu?

AVM’lerin kent ekonomisine her açıdan “canlılık” getirdiği savunulmakta. Alışveriş ve eğlence sektörünü bir araya getirerek ziyaretçilerine kompak bir yaşam tarzı sunan AVM’lerin tüketimi tetikledikleri bir gerçek. Üretimin neresinden yer aldıkları ise esas tartışmalı nokta. Diyarbakır’daki AVM’lerde pazarlanan tüm ürünler kent dışında veya yurtdışında üretiliyor. AVM’ler yerel ekonomiyi canlandıracak ve gerçek anlamda istihdam yaratacak faaliyetlerin çok uzağında yer alıyor. Öte yandan Diyarbakır’da görülen şu ki, yeni açılan her AVM bir diğerinin kapanmasına giden yolu açıyor. Bu da esasen hizmet sektöründeki “istihdam” gerçeğine dikkatimizi çekiyor. Gerçeği yansıtmayan reklamasyon ve pazarlama stratejileriyle başlangıçta ziyaretçi sirkülasyonu yaratan bir AVM daha yüksek frekansta reklam ve pazarlama yapan bir yenisi açıldığında düşüşe geçiyor. Bu noktada Alışveriş Merkezi Yatırımcıları Derneği’nin (AMYD) verileri dikkat çekici. Bu verilere göre, Türkiye’de son 7 yılda 41 alışveriş merkezi kapandı.

Dünyanın birçok ülkesinde, AVM’ler kentlerin dışına inşa ediliyor. Kent merkezlerindekiler ise kentlerin dışında taşınıyor. Türkiye’de ise durum tam tersine işliyor. “Hazır müşteri”ye konma gayretiyle kentin en “işlek” alanları büyük sermayedarlara peşkeş çekiliyor. Keza şehir merkezlerine kurulan her AVM pekçok küçük esnafın kepenk kapatması anlamına geliyor. Örneğin, Adana ve Mersin’de kurulan devasa AVM’ler bu bölgedeki binlerce küçük esnafın kepenk kapatmasına neden oldu. Diyarbakır’ı da yakın zamanda benzer bir tehdit bekliyor. Buradan bakınca net olarak anlaşılan, AVM’lerin istihdam yaratmadığı aksine, kentteki küçük girişimci ve esnafı işsizler kervanına kattığıdır.

Sorun sadece kepenklerin kapanması değil elbette. Mekan algısı, yerel dayanışma ağları, mahalle kültürü de radikal bir şekilde dönüşüme uğruyor. Yüzlerce yılda inşa edilen bir habitat, devasa bir binanın ortaya çıkmasıyla birkaç ayda çözülebiliyor.

AVM’lerle üretmeden tüketen bir toplum özendiriliyor. Kentin kültürel ve mekansal sermayesi piyasalaştırılıyor. Bu sürecin aktörü yatırımcılar faaliyetlerini meşrulaştırmak için en çok “istihdam” yalanına başvuruyor. Bu yalanla kutsanmaya çalışılan AVM’lerin kuşatmasına karşı Diyarbakır daha dikkatli olmalı.