Vadi: Sıradan hayatların uçurumu

İnan Çetin’in Yapı Kredi Yayınları tarafından basılan yeni romanı Vadi, sıradan insanların Dersim katliamının ilk günlerindeki çaresizliklerini anlatarak başlıyor.

Serek Cihan

Savaş, insanları korku ve tedirginlikle rehin alır. Savaş alanından uzaklaşmanın bir yolunu bulup kaçmak ise insanın hayata tutunma refleksidir. Ancak, kurtulmak için kaçmanın yetmediği romanda, insana yapılan kötücül eylemlerin ardı arkası kesilmiyor. İnsanın doğa karşısındaki çaresizliği, insanın insan karşısındaki çaresizliğinin yanında hiç kalıyor. Vadide bu gerçeklik o kadar berrak anlatılıyor ki, uçurumdan bir an olsun uzaklaşamıyoruz.

Vadinin iki önemli karakteri Suphi ile annesi Pervane tam da bu uçurumun kıyısındadırlar. Pervane’nin geçmişine dair sırrı ile yaşamı arasındaki uçurumdur bu. Gerçeğini saklayan ve bu yüzden hep farklı kişiliklere sürgün edilen Pervane, romandaki hüznün de resmidir. Hüznün “kayıp giden bir duygunun hatırlanışı”, “kabul etmek ile vazgeçmek” arasındaki ikilem olduğunu not düşüyorum, Vadi’yi okurken. Bugünü kabul etmenin tek yolu geçmişi deşmek değil elbette. Ama geçmişi anmadan yaşadığımız kötülükleri anlamamızın zaman alacağı da aşikar.

Bir isyanın haklı ya da haksız olması, insana yapılacak kötülükleri anlamlı kılamaz. Böylesi bir ayrım arayışı kötülüğü sıradanlaştırmaktan ve onu anlamamızı geciktirmekten öte nedir ki? Hikaye hep aynıdır çünkü: “Önce onlar başladı.” Hakemi ikna etmeyi esas alan bir hesaplaşma çağrısı… Oysa Vadi kötülüğü, önce başlayanı bulma gayretiyle değil, anlamın hap haline getirilmiş yapılarının ötesine geçerek sorguluyor. Vadide doğanın bir karakter olarak kurgulanması da bu yüzden.

Doğa’nın acımasız kurallarına sığınış, insani vahşet ve yıkımın boyutlarını anlamak için riyakar hakemlik çağrılarının olmadığı yeni bir evreni anlatıyor. Doğa, belleğini insanın vahşeti karşısında yeniden kuruyor. Roman boyunca, insani vahşet her seferinde farklı kişiliklerle karşımıza çıkıyor. Yaşadığımız çağın kötülüklerinden sıyrılmak yerine, neden bu durumda olduğumuzun hikayesini anlatan Çetin, yazgının yazanla mı yoksa hayata geçirenle mi ilgili olduğu sorusu etrafında bir oyun kurguluyor romanında. Bu oyunda okur, bazen yazarlık yanılsaması yaşıyor bazen de karakterlerle çatışıyor…

Vadi, Dersim’de insani kötülüğün sıradan insanların hayatlarında dönüştüğü uçurumların romanı…

Künye: İnan Çetin – Vadi, Yapı Kredi Yayınları, 2020.