ABD, Kürtlerin devrimci amaçlarının altını oymaya çalışıyor
IŞİD ile mücadelede Kürtleri desteklediğini iddia eden ABD, Kürtlerin Rojava'daki devrimci projesini zayıflatmak amacıyla iktidara daha ılımlı bir liderlik getirmeye çalışıyor.
Edward Hunt / Jacobin

ABD, geçen Eylül ayında, yüzlerce askerinin IŞİD kalıntılarıyla savaştaki Kürt güçlerine yardım ettiği kuzeydoğu Suriye’ye ek birlikler göndermeye başladı. Bu hareket, önceki yıl ABD güçlerini Türkiye sınırından çekerek, Türkiye’nin Kürt yurdu Rojava’ya yönelik acımasız saldırısına olanak veren Trump yönetimi için keskin bir değişikliği yansıtıyordu.

Trump’ın ihanetinin Kürtlerin Rojava’daki sol sosyal devrimine son vereceği tahminlerinin aksine, Kürtler son derece dirençli. Bir yılı aşkın süredir devam eden Türk saldırılarına katlanmakla kalmayıp, bölgeyi ziyaret eden gözlemcilerin övgüsünü aldıkları ilham verici doğrudan demokrasi deneyimlerini işlemeye devam ettiler.

ABD’nin din özgürlüğünden sorumlu komisyon üyesi Nadine Maenza, geçtiğimiz Ekim ayında Rojava’yı ziyaret ettiğinde, Rojava “Ortadoğu’daki en iyi din özgürlüğü koşullarına ve kadınlar için en iyi koşullara sahip” dedi.

Kürtler olasılıklara meydan okurken, şimdi yeni tehditlerle karşı karşıyalar – özellikle ABD’den. Geçen yıl ABD’li diplomatlar, Kürt liderleri, benzer devrimci görüşlere sahip olmayan rakip politikacılarla iktidarı paylaşmaya çağırdı.

Katılımcılar son görüşmeleri Kürt birliği yaratmaya yönelik iyi niyetli bir çaba olarak tasvir ediyorlar.

Oysa, görüşmeler daha çok Washington’un Türkiye’yi yatıştırma, Suriye’deki yerini koruma ve belki de en önemlisi Kürtlerin devrimci hedeflerini yumuşatma teklifi olarak görülüyor.

Suriyeli Kürtler, Trump’ın ihaneti ve sonrası

Son birkaç yıldır ABD, IŞİD’e karşı savaşta kuzeydoğu Suriye’deki Kürt güçleriyle birlikte çalışıyor. ABD, Kürtlere silah, para, eğitim, hava desteği ve lojistik destek sağlayarak, grubu mağlup ve büyük ölçüde dağılmış bir halde bırakan etkili bir askeri seferberlik yürütmelerini sağladı.

Bu ortaklık, Kürt halkına karşı onlarca yıldır savaşan Türkiye ile gerilimi artırdı. Türk devleti, Suriyeli Kürtleri, militan bir Kürt direniş grubu olan Kürdistan İşçi Partisi’nin (PKK) bir parçası olmakla suçluyor; hem PKK’yi hem de Suriyeli Kürt savaşçıları yok edilmesi gereken teröristler olarak tanımlıyor.

Uluslararası sol, Rojava’da solcu bir toplumsal devrime önderlik etme çabalarından esinlenerek büyük ölçüde Kürtleri destekledi. Suriye devleti, iç savaşın ilk aşamalarında Suriye’nin kuzeydoğusundan kuvvetlerini çekerken, solcu Kürtler bölgeyi özerk bir bölgeye dönüştürmeye başladı. Kadınları ve etnik azınlıkları yerel ve bölgesel siyasete katılmaları için güçlendirdiler; eşitlikçi ekonomi ve siyasi katılıma dayalı bir “demokratik konfederalizm” vizyonunu teşvik ettiler.

Kürtlerin demokratik konfederalizm vizyonu, küçük, ademi merkeziyetçi özerk birimler tarafından demokratik olarak yönetilen devrimci yeni bir toplum inşa etmeye başlamalarına yol açtı. Yerel topluluklar ve etnik gruplar, topluluklarını nasıl yöneteceklerine ve kaynaklarını nasıl idare edeceklerine karar verdikleri komünlere, mahalle konseylerine ve bölge konseylerine katılıyorlar. İkili liderlik ilkesini benimseyen Kürtler, kadın ve erkekleri toplumun her düzeyinde eşit ortaklar olarak yan yana çalışmaları için yetkilendiriyor. Rojava başarılı olursa, yeni bir eşitlikçi ve kendi kendini yöneten bir toplumun temeli olabilir.

Washington’daki yetkililer, devrimci Kürtlerle ortaklıkları konusunda her zaman ciddi endişeler taşıyorlardı. Rojava’yı Suriye içinde özerk bir bölge olarak tanımayı reddettiler. Onlar Rojava’nın güvenliğine pervasız bir aldırmazlıkla başka yöne bakarken, Türkiye 2018’deki Afrin işgaline benzer vahşi saldırılara periyodik olarak devam etti.

Trump yönetimi, Rojava’ya yönelik en büyük tehditlerden biri oldu. Trump, askeri cesaretlerinden dolayı periyodik olarak Kürtleri övse de, Türkiye’nin saldırganlığına defalarca olanak tanıdı. Yetkililer Ekim 2019’da ABD askerlerini Türkiye sınırından çekmeye başlayacaklarını duyurduklarında, Türkiye’nin sağcı milliyetçi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yüzlerce sivilin ölümüne ve yüzbinlerin yerinden edilmesine neden olan askeri operasyonunun önünü açtılar.

Trump, Türkiye “temizlemek zorunda kaldı” diyerek etnik temizliği haklı çıkardı.

Ancak Trump’ın kararı, birçok ABD yetkilisi de dahil olmak üzere tepkiye yol açtı ve Kuzeydoğu Suriye’de küçük bir ABD askeri birliğini bulundurarak geri adım attı. Rus ve Suriye güçleri bölgeye girdikten sonra, yönetim yetkilileri yaklaşık beş yüz ABD askerinin bölgedeki petrolü korumak ve İslam Devleti’nin kalıntılarıyla savaşmak için Kürtlerin öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile çalışmaya devam edeceğini duyurdu.

Dönemin savunma bakanı Mark Esper, Türkiye’nin işgalinden birkaç hafta sonra “SDG ile hala ortaklık yapıyoruz” dedi: “Onlara hala yardım sağlıyoruz.”

Solcu devrimciler için ABD desteği?

Pek çok ABD’li yetkili, Kürtleri savaşın parçaladığı bir ülkede istikrarlı bir siyasi sistem inşa ettikleri için övdü.

Son aylarda, ABD Uluslararası Din Özgürlüğü Komisyonu, Kürtlerin Rojava’daki başarılarının altını çizme konusunda ABD hükümeti içinde başı çekti. Komisyon, yıllık raporunda, kamuya açık bir oturumda ve bir yazıda, bölgenin farklı sakinlerine din özgürlüğü sağlayan kapsayıcı bir toplum yarattıkları için Kürtleri övdü.

Ekim ve Kasım aylarında Rojava’yı ziyaret eden ABD’li komiser Nadine Maenza, Kürtleri yerel halkı güçlendiren bir özyönetim sistemi yarattıkları için defalarca övdü.

Maenza, “Tüm bu komiteleri kurdular ve toplumun ihtiyaçlarını tam anlamıyla karşılamaya başladılar” dedi: “Etnik çeşitliliği, dini çeşitliliği ve birbirini kabulü teşvik edecek şekilde yaptılar. …Orta Doğu’nun geri kalanı için eşsiz koşullar yarattılar.”

Daha yakın zamanlarda, Washington’daki bazı üst düzey yetkililer benzer övgü sözleri sundular. Bir Cumhuriyetçi olan Teksas temsilcisi Michael McCaul, bu ayın başlarında yapılan bir kongre oturumunda, “Farklı etnik kökenlere ait tüm bu kesimleri, esasen soişe yarar gibi görünen bir tür demokrasi altında bir araya getirmede bir şekilde başarılı görünüyorlar” dedi.

Ancak Kürtlerin de çok iyi bildiği gibi, ABD’li yetkililer kendilerine övgü yağdırırken genelde kafalarında başka saikler olur -yani askeri yetenekleri.

IŞİD güçleri 2014 ve 2015 yıllarında Kuzey Suriye ve Batı Irak’a saldırmaya başladığında, ABD’li yetkililer saldırıyı durdurabilecek tek gücün Kürt milisler olduğunu keşfettiler. Bir Dışişleri Bakanlığı yetkilisi 2019’da Kongre’ye “O sırada IŞİD’e karşı etkili bir şekilde savaşabilecek tek halk onlardı” dedi.

Savaş boyunca Kürt savaşçılar, on binden fazla savaşçı kaybederek büyük fedakarlıklar yaptı. ABD’li bir yetkili daha sonra “ölüm görevini onlar üstlendi” dedi.

Şimdi, IŞİD’in büyük ölçüde yenilgiye uğratılmasıyla Washington, Kürtleri desteklemek için yeni bir mantık ortaya koydu. Kürtler, Suriye topraklarının yaklaşık üçte birini kontrol ettikleri için, ABD’li yetkililer, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad üzerinde önemli bir etkiye sahip olduklarına inanıyor. ABD’li yetkililer, Kürtler Rojava’nın komutasında kaldığı sürece Esad’ın Suriye üzerinde kontrolü yeniden sağlayamayacağını iddia ediyor.

Kongre himayesindeki Suriye Çalışma Grubu, 2019’daki ana raporunda Rojava’nın “ABD’nin Suriye’deki en büyük tek kaldıraç noktası” olduğunu belirtti.

Bu, Türkiye’nin Ekim 2019’da Rojava’ya saldırısının bazı ABD’li yetkilileri üzmesinin ana nedenlerinden biriydi. Florida temsilcisi Ted Deutch, başkan “yaklaşımıyla, ABD’nin Suriye’de gelecekteki bir siyasi çözüm üzerindeki baskı gücünden vazgeçti” diye şikayet etti. Suriye Çalışma Grubu eşbaşkanları da, Trump yönetimini “önemli bir güç kaynağını terk etme” suçlamasında mutabık kaldı.

ABD güçleri bir kez daha Kürtlerle birlikte çalışırken, birçok ABD yetkilisi bu manivela gücünü kurtardıklarına inanıyor. Bunlar, Trump’ın eylemleri ABD’nin Suriye’deki yerini zayıflatsa da, Washington’un Rojava’daki mevcut Kürt kontrolünü, Esad’ı iktidardan ayrılmasına sağlayacak siyasi bir anlaşmaya zorlamak için yararlanabileceklerine inanmaya devam ediyorlar.

Yeni gelen Biden yönetiminde dışişleri bakanı olması planlanan Antony Blinken, Rojava’yı ABD stratejisinin kilit bir unsuru olarak görüyor. Blinken geçen yıl, “Bu bir kaldıraç noktası çünkü Suriye hükümeti buradaki kaynaklar üzerinde hakimiyet kurmayı çok istiyor” dedi: “Bundan bedavaya vazgeçmemeliyiz.”

Sol devrime ABD muhalefeti

Kürtleri stratejik olarak önemli ortaklar olarak gören ABD’li yetkililer, onları eleştirmekte isteksiz davrandılar. Kürtlerin devrimci özlemlerine muhalefetlerini nadiren ortaya koydular.

Aralık 2017’de eski ABD’li diplomat Stuart Jones, Kongre’yi Washington’un Kürtlerle ortaklığının “ABD değerlerine ve ideolojisine gerçekten düşman bir siyasi örgüt için siyasi bir tekel yaratmadığından” emin olmaya çağırdığında bir sinyal gönderdi.

Suriye Çalışma Grubu 2019’da, Rojava’daki ana devrimci Kürt partisi Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) SDG’nin ABD ile işbirliğini ABD’nin tercihleriyle çelişen bir sivil hükümet kurmak için kullandığından şikayet ederek bir başka işaret daha verdi. Çalışma grubu, “ABD, Suriye’de Kürt özerkliği veya özerklik için hiçbir zaman açıkça destek sözü vermedi” diye üsteledi.

ABD’nin karşı çıkışının en açık işaretlerinden biri, ABD senatörü Jeff Merkley’nin o dönem Dışişleri Bakanlığı yetkilisi James Jeffrey’e devrim hakkındaki görüşlerini defalarca sorduğu Ekim 2019’daki bir kongre oturumunda geldi.

Merkley, “Adil olmak gerekirse, Rojava’nın geniş çapta dolaşan bir tasavvuru vardı” dedi. Kürtler, “bütünlüklü bir demokratik kontrol felsefesine sahip, kendi kendini yöneten özerk bir bölge” tasavvur ettiler.

Jeffrey, Merkley’in Kürt tasavvurunu tanımlamasına katılarak, hatta Kürtlerin devrimci hedeflerine ulaşabileceklerini öne sürerek yanıt verdi, ancak ABD’nin devrimi desteklemediğinde ısrar etti. Jeffrey “Ortaklarımıza ait bu görüşünün asla Amerikan görüşü olmadığını vurgulamak istiyorum” dedi.

Ve ABD’li yetkililer kendi vizyonlarının meyvesini vermeye hevesliler. Pek çok ABD’li yetkili ve sistem düşünürü, daha az devrimci bir Kürt liderliğini iktidara getirmek için ellerinden geleni yapıyor.

Brookings Enstitüsü, 2018 yayınladığı brifingde, ABD’nin PYD’yi Türkiye’nin ev sahipliği yaptığı muhalefet şemsiyesinde yer alan oldukça küçük Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) ile iktidarı paylaşmaya teşvik etmesi gerektiğini savundu. Brifingde, bir güç paylaşımı anlaşmasının PYD’nin Suriye içinde özerk bir bölge oluşturmasını engelleyebileceğini öne sürdü. ABD “Türk ulusal güvenlik kaygılarına uygun bir duruş” benimsemiş olacaktı.

Türkiye’nin Ekim 2019’da Rojava’ya saldırısı, Washington’un endişelerini dikkate almaları için Kürt liderler üzerinde önemli bir baskı oluşturdu. Saldırıdan kısa bir süre sonra, SDG komutanı Mazlum Abdi muhalefet liderleriyle görüşmelere başlamayı kabul etti ve ABD’li yetkililer, iki tarafı ENKS liderlerini içeren bir birlik hükümeti kurmaya çağırdı.

Görüşmeleri kolaylaştırmada merkezi bir rol oynayan ABD’li diplomat William Roebuck, bir iç yazışmada Rojava’nın “PYD dışındaki Kürtleri ve bağımsız Arapları dahil ederek daha güçlü” bir siyasi yapıda “geliştiğini” görmek istediğini kaydetti.

Roebuck’ın da katıldığı 2020’nin başlarında birkaç müzakere turunun ardından, iki Kürt tarafı anlaşmaya vardı. 17 Haziran’da Kürt liderler, Rojava’yı nasıl yönetecekleri konusunda “ortak bir siyasi vizyona” ulaştıklarını açıkladılar.

Törene katılan Roebuck, çabalarından dolayı her iki tarafı da övdü. “Bununla başa çıkarken esneklik ve zeka gösterdiler” dedi.

ABD’nin Suriye Büyükelçiliği, anlaşmayı “ABD’nin desteğiyle Suriyeli Kürt siyasi grupları arasında daha fazla siyasi koordinasyona yönelik önemli bir ilk adım” olarak tanımlayan bir bildiri yayınlayarak kabul etti.

Anlaşmanın ENKS liderlerinin siyasi güç elde etmesi için bir yol yaratıp yaratmayacağı belirsizliğini korusa da, anlaşma ABD için büyük bir siyasi zafer ve Kürtlerin devrimci hırslarına bir darbedir.

Rojava’nın geleceği

Kürtlerin birçok başarısına rağmen, Rojava’nın geleceği belirsizliğini koruyor. Devrimciler artan ABD baskısına karşı koymanın bir yolunu bulsalar bile, Kürtler hala Türkiye’den varoluşsal bir tehditle karşı karşıyadır.

Türkiye’nin Ekim 2019’daki işgaliyle yüzbinlerce insan, Ankara’nın güçleri ve müttefik milislerinin zapt etmeye devam ettikleri sayısız kasabadan kovuldu. Türkiye, askeri operasyonun bir parçası olarak, Rojava’nın batı ve doğu kısımları arasında büyük bir kama çekti.

Türk liderler, Kürt halkına düzenli aralıklarla saldırılar düzenleyen militanları desteklemeye devam ediyor. Rojava’daki Kürtlerin birlik anlaşmasını açıkladığı gün, Türkiye, Trump yönetiminden cesaret alarak Irak’ın Kürt bölgesine karşı büyük bir saldırı başlattı. Son raporlar, Türkiye’nin Rojava’ya yeni bir saldırı düzenlemeye hazırlandığını gösteriyor.

Rusya da, Türk saldırısı sırasında başlangıçta Rus askeri güçlerini yardıma göndermesine rağmen Kürtlere baskı yapıyor. Rus liderler, Rojava’yı Suriye İç Savaşı’nda destekledikleri Suriye hükümetinin yörüngesine geri getirmeye niyetli. 2020’nin başlarında Rusya, Rojava’ya tıbbi yardımın yaklaşık yüzde 40’ını sağlayan Irak sınır kapısını kapattı.

Koronavirüs ve ekonomik sıkıntılar Kürtler için hala bir başka zorluk. Raporlar virüsün Rojava üzerinden yayıldığını gösteriyor; yetkililer, şehirleri periyodik olarak tam bir tecrit altına aldılar. Ekonomik açıdan, hızlı enflasyon insanların temel malları ve temel malzemeleri satın almasını zorlaştırdı. Çiftçiler, ürünleri için alıcı bulmakta zorlanıyor. ABD yaptırımları krizi daha da kötüleştirdi.

ABD’li diplomat William Roebuck, geçtiğimiz Ağustos ayında “Sıradan insanlar hayatta kalmak için ihtiyaç duydukları temel ürünleri satın almakta zorlanıyorlar” dedi.

Washington’daki yetkililer tüm bunlara rağmen hala Kürtleri desteklediklerinde ısrar ediyorlar. Kürtlere, yaklaşık on bin tutuklu IŞİD savaşçısı ve çoğu IŞİD savaşçılarının eşleri, çocukları ve aile üyeleri olan yaklaşık yetmiş bin sivili barındıran birkaç kampı yönetmeleri için para ödemeye devam ediyorlar.

Yüzlerce ABD askeri, kalan cihatçı kesimleri hedef almak için Kürt güçleriyle birlikte çalışmaya devam ettikleri Rojava’da hala sahada. Trump yönetimi Irak, Somali ve Afganistan’da askerlerin çekileceğini açıklasa da, ABD’li yetkililer Rojava’da askeri varlığını sürdüreceklerini belirtti.

Yeni gelen Biden yönetimi bir nevi joker olmaya devam ediyor, ancak seçilmiş başkan Joe Biden Kürtlerle çalışmaya devam etmek isteğinin sinyalini verdi. 2019’da Biden, “Kürtleri korumak ve bölgede güvenliği sağlamak için” birkaç yüz ABD askerini Rojava’da tutmanın “çok mantıklı” olduğunu söyledi. Diğer ABD yetkilileri, Biden yönetimi altında ABD politikasında acil bir değişiklik olmayacağını belirttiler.

Washington çok daha sessizce Kürt siyasetine karışmaya devam ediyor. ABD’li yetkililer, çeşitli Kürt siyasi partileri arasında bir birlik oluşturmaya çalıştıklarında ısrar ediyorlar, ancak asıl yapmaya çalıştıkları şey daha ılımlı bir Kürt liderliği yaratmaktır. Türkiye’yi yatıştırmak, ABD güçlerini Suriye’de tutmak ve Rojava’daki devrime son vermek istiyorlar.

Kısacası, ABD Rojava için büyük bir yeni savaş başlattı -ve Kürtlerin kurtuluşu onların son endişesi.

Paylaş

Share on twitter
Share on facebook
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on email
İlgili İçerik
bülten
Abone olun, güncel içerik e-postanıza gelsin