İfşa haberlerinden neden korkar oldum
İfşanın “ayrıcalıklarından” faydalanmak için kadınlığını öne sürmek, yani kadınlığını sömürmek, gerçekten cinsel şiddete maruz kalanların seslerini daha da kısacak yeni eşitsizliklere yol açabilir.
Edel Rodriguez

İfşa hareketi, ertelenmiş yüzleşmeler için çok önemli bir alan açtı. Maruz kaldığı cinsel şiddeti bir sır olarak tutmak istemeyen ama bundan nasıl kurtulacağını da bilemeyene “buradan” diyerek yol gösteren ifşa, temas ettiği hayatları radikal bir yerden dönüştürüyor; kimisine utanç, kimisine rahat bir nefes oluyor. Ve hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağının müjdesini veriyor sanki… Burada, bu müjdedeki umudun bende yol açtığı tedirginliği ve tedirginlikle sorduğum soruları paylaşacağım.

İfşa yolundan yürümeye cesaret edenlerin, omuzlarındaki yükü asıl sahiplerine iade etme süreçleri hayli zor. Misal, kişinin maruz kaldığı fiilin cinsel şiddet sayılıp sayılmayacağı, failin cambazlık ya da arsızlık kabiliyetine göre değişebiliyor. Eylemlerinin hissettirdiklerini umursamayan bu fail, ifşaları kendi eril duygu ve deneyimleri üzerinden okuyup nara atmanın fırsatını kollarken, çizdiği sınırların koruyucusu olarak, itiraz da ediyor haliyle: “Her yakınlaşma taciz mi?”, “İltifat da mı edemeyeceğiz?”.

İfşanın en büyük yaptırımı rezil etmektir. Hukuk yarım yamalak sözünü söyleyip çekildiğinde, adı çıkan, yakasını bırakmayacak bir hikaye ile baş başa kalır. Kamusal/özel erkeklik pozlarını rüsvayi fonda verme korkusu, erkeği kendi penceresinde çakılı tutar bu yüzden. Tam da bu sebepten kadın, kendi penceresinden gördüğünü ikirciksiz haykırmak zorunda. Konuşursam inanmazlar, dışlanırım, işimden olurum gibi korkuları geride bırakmasını sağlayan meşru bir yolu ve ona bu yolda eşlik edecek bir hareketi var çünkü.

Kadınların ifşa süreçlerindeki eşitsizliği, benzer seslerin hikayelerini duymamıza neden oluyor

Bugün, ifşa eden ve/veya ifşayı destekleyenlerin çoğunlukla belli bir kesime karşılık geldiği görülüyor. Bu kesimin, üniversite eğitim geçmişi olan, kentli, beyaz yaka işlerde çalışan kadınlardan oluştuğunu söylemek mümkün.

Kadınların ifşa araçlarını kullanma ve ifşa süreçlerinde korunma koşulları itibariyle eşit olmadıkları gerçeği, benzer seslerin hikayelerini duymamıza neden oluyor. Seslerin benzer olması, onları duymamıza/duyurmamıza mani değil elbette; tıpkı bu benzerliğin hikayelerindeki isyana helal getirmeyeceği gibi. 

Ancak bu gerçek, pek tanıdık “feminizm sadece beyaz kadınlar için mi?” sorusuyla birlikte düşünmeye davet ediyor bizi. Hareketin güçlenmesi ve genişlemesi noktasında kritik önemde bir davettir bu. Öyle ki, ifşa hareketinin bu bağlamını tartışmaktan kaçınmanın sonuçları, kadınların beyanlarına olan inancı hırpalayabilecek bir potansiyele işaret ediyor: Kadınların ifşayı araçsallaştırarak kadınlıklarını sömürme tehlikesine.

Sorun ve çözümleri “kadın” ya da “erkek” olmaya indirgemek hem kolay hem de işe yarayan bir taktik

Erkeğin kadına bakarken gördüğü şey ne ise kadının da kendisine bakarken aynı şeyi görmesi, bu sömürme tehlikesinin çıkış noktası. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yeniden üretiminde temel rol oynayan bu tutumun, ifşa süreçlerinde de ortaya çıkıyor olması tesadüf değil. Çünkü sorun ve çözümleri “kadın” ya da “erkek” olmaya indirgemek hem kolay hem de işe yarayan bir taktik. Oysa ne kadın kategorisinin neye tekabül ettiğinin tek bir yanıtı, ne de diğer toplumsal ilişkilenme biçimlerinden bağımsız bir kadınlık tahayyülü var elimizde. Farklı kadınlıkları anlamada cinsiyetin sınıf, etnisite, statü, yaş gibi bağlamlarla ilişkiselliğini görmemizin ne kadar önemli olduğunu kesişimsel feminizmden biliyoruz ama bu bilgiyi cinsel taciz ya da tecavüzü ifşa edebilme süreçlerini anlamada yeterince tartışmıyoruz.

Kadınlığını sömürme tehlikesi, feminist mücadelenin güçlü bir kazanımını tehdit ediyor

Kadınların konjonktürel çıkarlarından bahisle, ifşanın ve dolayısıyla kadınlığın araçsal sömürüsünün ifşasından kaçınılması ya da buna göz yumulması gerektiğini düşünenler olabilir. Oysa bu tutum, kadınlara ve beyanlarına olan inancı yaralar. İfşaya kuşkuyu artıracak böylesi bir yaralanma, mağduriyet yaşayanların seslerini, bunu fırsata çevirmeyi bekleyen isyancı eril seslerin bağırışlarından iyice duyulamaz hale getirebilir.

Diğer bir deyişle, ifşanın gücünden ve “ayrıcalıklarından” fayda elde etmek için kadınlığını öne sürmek, gerçekten cinsel şiddete maruz kalanların seslerini daha da kısabilir ve mevcut eşitsizlikleri derinleştirecek yeni eşitsizliklere yol açabilir. İfşa sömürüsü, erkeğe cinsel şiddeti daha “tutarlı” bir öğreti içinde manipüle etme fırsatı verirken; ifşa araçlarına erişemeyen kadını, popüler kültür ürünlerinden veya rol modellerinden devşirdiği bilginin içerdiği sınırlı itirazı dile getirmede daha da güçsüz düşürebilir. Dolayısıyla, bir yol ve meşru bir kazanım olarak ifşa, bazı kadınlar için tersi istikamette sonuçlara yol açabilir.

İfşa edene haksızlık mı yapıyorum diye sormadan edemiyorum; ya ifşa eden haksızlık yapıyorsa diye düşünmeden de geçemiyorum

Kuşkulu sorularla çevrelenen ifşaların artıyor olması, zihnime bir tedirginliği muştuluyor son zamanlarda. İfşa haberlerini okurken korkar oldum. Diğer taraftan, kadınların beyanlarına şüphe duyarak yaklaşmak kimilerince kabul edilemez olduğundan, ifşalara karşı çekinceleri dile getirmek de kolay olmuyor.

Bu meseleyi kendimle tartıştığım kimi anlarda, acaba ifşa edene haksızlık mı yapıyorum diye sormadan edemiyorum elbette. Ama, ya ifşa eden haksızlık yapıyorsa diye düşünmeden de geçmek istemiyorum. Kendime anlattığım, ifşa hareketinin sömürülmesine engel olmanın kadının beyanından geçtiği, ama kadın beyanını verili bir doğru kabul ederek yola koyulmanın da sorunlu olduğu. Çünkü feminizmin kazanımlarının hoyratça kullanılmasına göz yummak istemeyecek kadar önemsiyorum verilmiş mücadeleleri.

Paylaş

Share on twitter
Share on facebook
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on email
İlgili İçerik
bülten
Abone olun, güncel içerik e-postanıza gelsin