
Karanlığın yüreği: Tavşantepe
Narin Güran davası, sömürgeci bilginin işleyişini gözler önüne seren bir eşiktir. Olayın gerçekleştiği yer, “karanlığın coğrafyası” olarak kodlanırken; Narin’in bedeni sömürgeci anlatının nesnesine indirgendi.

Narin Güran davası, sömürgeci bilginin işleyişini gözler önüne seren bir eşiktir. Olayın gerçekleştiği yer, “karanlığın coğrafyası” olarak kodlanırken; Narin’in bedeni sömürgeci anlatının nesnesine indirgendi.

İnsanların yaptıklarının nedenlerine dair anlattığı kimi hikayeler, devletle pasif uzlaşmaya dair ortak duyguları ima eder ve devletin sosyal ve politik mimarisinden maddi kopuşu daha da zorlaştırır.*

Sırbistan yapımı belgesel, hapishane sistemi ve özgürlüğün göreliliği hakkında sorular soruyor. Modern toplumdaki kimlik kaybını ustaca metaforlarla çerçeveleyen film, kapatmanın zora dayalı tekrarını huzursuz edici bir “iyimserlikle” anlatıyor.

İfşanın “ayrıcalıklarından” faydalanmak için kadınlığını öne sürmek, yani kadınlığını sömürmek, gerçekten cinsel şiddete maruz kalanların seslerini daha da kısarak, eşitsizlikleri derinleştirebilir.

British Columbia Üniversitesi’nde orman ekolojisi profesörü olan Suzanne Simard, doktora tezini araştırırken şaşırtıcı bir keşif yaptı: Ormanlardaki ağaçlar, kökleriyle bilgi paylaşmalarını sağlayan karmaşık bilgi otobanlarına sahipti.

Müjge Küçükkeleş ve Selim Koru tarafından yazılan “Yeni Kürt Sağı” başlıklı makalede, Kürtler için sol-sağ ayrımı, milliyetçiliği savunmak ile milliyetçiliği aşmaya çalışmak dikotomisi üzerinden kurgulanıyor.

Venedik Film Festivali’nden Altın Aslan ödüllü Meksika yapımı Toprak ve Ekmek (Tierra y Pan) filminde diyalog ve müzik yok. Sekiz dakikalık bu kısa filmde, kamera olay yerinden uzaklaştıkça, bir ailenin kayıp hikayesi ortaya çıkıyor.

James Miller, Tunus’taki bir mezarlıkta reşit olmayan çocuklarla seks yaptığı iddia edilen Foucault’u sömürgeci bir tavra sahip olmakla eleştirirken, aynı zamanda ondan “neden vazgeçilemeyeceğinin” gerekçesini anlatıyor.

Kara önlüklüler ittifakının çocuklara vaadi daha fazla “düşman” bilgisidir. Bu kötücül siyaset, Kürtlerin temsil ettiği değişim umudunu HDP üzerinden sömürerek alanını genişletiyor. Yolları ayırmanın zamanıdır.

Nilgün Toker, HDP’nin misyonunu anlattığı söyleşisinde, haklı olarak öznelliklerin kuruluşuyla siyaseten öğrenme süreçleri arasındaki yakın ilişkiye dikkat çekiyor. Ancak, aynı önermenin Kürtlerle kolonyal ilişkiyi derinleştiren bir bilgiye nasıl dönüştüğüne de şahit oluyoruz bu söyleşide.

HDP ne yaparsa yapsın Türkiyeli olamıyor. Kürt kamusal aklı ise, mevzi kaybetmemek için HDP’ye her durumda sahip çıkıyor. Olgular ve algılar arasında sıkıştıkça mahcuplaşan HDP, merkezde kendisine alan açıldığını düşünmekle teselli buluyor. Oysa açılan, Kürtlerin taleplerinin kriminalize edildiği tartışmaların yapıldığı bir alandır.

Antik Yunanlılar üzüntüyü “melaina kole” (kara safra) olarak adlandırırken, bedeni sorumlu tutuyorlardı. Günümüzde de klinik depresyon genellikle beyin kimyasallarının dengesizliği olarak anlaşılıyor. Oysa, miadı dolmuş bir paradigma bu.