
Karanlığın yüreği: Tavşantepe
Narin Güran davası, sömürgeci bilginin işleyişini gözler önüne seren bir eşiktir. Olayın gerçekleştiği yer, “karanlığın coğrafyası” olarak kodlanırken; Narin’in bedeni sömürgeci anlatının nesnesine indirgendi.

Narin Güran davası, sömürgeci bilginin işleyişini gözler önüne seren bir eşiktir. Olayın gerçekleştiği yer, “karanlığın coğrafyası” olarak kodlanırken; Narin’in bedeni sömürgeci anlatının nesnesine indirgendi.

İnsanların yaptıklarının nedenlerine dair anlattığı kimi hikayeler, devletle pasif uzlaşmaya dair ortak duyguları ima eder ve devletin sosyal ve politik mimarisinden maddi kopuşu daha da zorlaştırır.*

İfşanın “ayrıcalıklarından” faydalanmak için kadınlığını öne sürmek, yani kadınlığını sömürmek, gerçekten cinsel şiddete maruz kalanların seslerini daha da kısarak, eşitsizlikleri derinleştirebilir.

Müjge Küçükkeleş ve Selim Koru tarafından yazılan “Yeni Kürt Sağı” başlıklı makalede, Kürtler için sol-sağ ayrımı, milliyetçiliği savunmak ile milliyetçiliği aşmaya çalışmak dikotomisi üzerinden kurgulanıyor.

Kara önlüklüler ittifakının çocuklara vaadi daha fazla “düşman” bilgisidir. Bu kötücül siyaset, Kürtlerin temsil ettiği değişim umudunu HDP üzerinden sömürerek alanını genişletiyor. Yolları ayırmanın zamanıdır.

Nilgün Toker, HDP’nin misyonunu anlattığı söyleşisinde, haklı olarak öznelliklerin kuruluşuyla siyaseten öğrenme süreçleri arasındaki yakın ilişkiye dikkat çekiyor. Ancak, aynı önermenin Kürtlerle kolonyal ilişkiyi derinleştiren bir bilgiye nasıl dönüştüğüne de şahit oluyoruz bu söyleşide.

HDP ne yaparsa yapsın Türkiyeli olamıyor. Kürt kamusal aklı ise, mevzi kaybetmemek için HDP’ye her durumda sahip çıkıyor. Olgular ve algılar arasında sıkıştıkça mahcuplaşan HDP, merkezde kendisine alan açıldığını düşünmekle teselli buluyor. Oysa açılan, Kürtlerin taleplerinin kriminalize edildiği tartışmaların yapıldığı bir alandır.

Sol diye anılan alanların cinsiyet meselesinde de kimi zaman nasıl sağa doğru genişlediğini görüyoruz. Böyle bir deneyimi “kendi alanınızda” yaşıyor olmanın tuzağıysa, ne giydiğinizden veya kiminle seviştiğinizden duyulan rahatsızlıkların asla yüzünüze açıkça söylenmeyecek olmasıdır. Gücünüz varsa, depolitik bir saldırıyı göğüslemeniz, yani açıkça söylersek, rezilleşmeyi göze almanız gerekir.

Kübalıya, İrlandalıya, Filistinliye, Bosnalıya, Kosovalıya saygı ve sempati nedeni olan Kürt için “suç” addediliyor. Kürt yurtseverliği, “başıboş bırakılmamalı” derekesinde görülüyor.

Ermenistan’daki kadife devrimin başbakanı Paşinyan, bölgesel barış projeleri ile öne çıktı. Bu durum, yozlaşmış rejimlerle ilişki kurmakta mahir olan Rusya’yı endişelendirdi. Moskova için dondurulmuş bir çatışma her zaman en iyi seçenektir çünkü.

49’lar Davası’nda 50, 12 Mart’taki üç toplu davada 250 Kürd sanık bulabilen devlet, 12 Eylül’de on bine yakın sanıkla karşılaşmıştı. Bu, 1960-1980 arası yıllardaki silahsız Kürd mücadelesinin bir özetidir aynı zamanda…

Başkanlık sistemiyle kritik bir konuma gelen HDP, sistem değişikliği tartışmalarını Türkiye gündeminde tutuyor. Kürtlerin talep stratejisinin oyuncusu olacağına, enerjisini “cumhur gitsin millet gelsin” oyununa harcıyor.