
Neo-sömürgecilik acenteleri: Efendinin arabacısı
Kürtler arasında yükselen yeni dalga anti-kolonyalizm arayışları, “Kürt sağcılığı” biçiminde yaftalanıyor. Sömürge tamircileri olmaya soyunanların Kürdün kalbini sağda aramaları beyhude bir çabadır.

Kürtler arasında yükselen yeni dalga anti-kolonyalizm arayışları, “Kürt sağcılığı” biçiminde yaftalanıyor. Sömürge tamircileri olmaya soyunanların Kürdün kalbini sağda aramaları beyhude bir çabadır.

Parlamenter sistemin 150 yıllık devlet sicili: Ermeni soykırımı, Rum ve Yahudi pogromu, Alevi katliamı, Kürt isyanlarında 150-200 bin Kürdün katli, 1990’larda 17 bin faili meçhul cinayet. Peki siz bunun neresini güçlendirmeyi düşünüyorsunuz?

ABD ile SDG arasındaki petrol anlaşması, Suriye’de sürece dahil olan güçlerden peş peşe açıklama gelmesine neden oldu. Temsilcileri, Kürt toplumunun çıkarları için uluslararası ilişkiler paradigmasının kurallarına göre pozisyon almayı zorunluluk olarak görmeli.

İnan Çetin’in Yapı Kredi Yayınları tarafından basılan yeni romanı Vadi, kendi halindeki insanların Dersim katliamının ilk günlerindeki çaresizliklerini anlatarak başlıyor.

Kürtler, adlarının altını çizdiklerinde milliyetçilikle suçlanıyorlar! Oysa Kürtlerin adlarını zikretmesi nefs-i müdafaadır. Bu “suçu” işlememek için taleplerini belirsiz bir “kurtuluş” prosedürüne bağlamak Kürtlere büyük bir haksızlıktır. Devlet söyleminde, “Türk, Kürt, Laz, Gürcü, Çerkez…” kolajı olmadan, tek başına söylenemeyen “Kürt” kullanımından da bir farkı yoktur.

Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki Dağlık Karabağ anlaşmazlığı, ilki için iç siyaseti yönetecek uygun koşulları sağlayan bir gerilim alanı aynı zamanda.

“Black Lives Matter” hareketinin yükseldiği ve sömürgecilik tarihinin yeniden sorgulandığı bugünlerin entelektüel militanı Fanon 95 yaşında!

HDP yöneticisi, Nazım Hikmet’in temsil ettiği “solcu” edebiyatı arkasına alarak, “Türkiye devrimci hareketi[nin]… yakıcı enternasyonalist görev”lerinden dem vuruyor. Hızını alamayıp bir de parmak sallıyor, “Türkiye devrimci hareketi, tek vazifesi Kürt halkını desteklemekten ibaret olan bir topluluk değildir.”

HDP’nin seçimlere parti olarak gireceğini açıklamasından beri, bir tedirginliktir almış başını gidiyor. Gerek iktidar ve gerekse muhalefet mahfillerinde hasıl olan tedirginliğin sebebi açık: Barajın altında veya üstünde, HDP her halükarda birilerinin “hesabını” altüst ediyor.

Seçimlere parti olarak girme kararı güncel politik “hesapları” aşan bir zorunluluk HDP için. Barış sürecinin “olay”ı olarak HDP projesi yakın dönemdeki siyasal alt-üst oluşun esas dinamiği olma potansiyeline sahip çünkü.

Kürdistan’da konjonktürel “birliğin” sınırlılıklarıyla enerji harcamak yerine siyasal aktörlerin esnek siyaset yapmasını mümkün hale getirecek ve “özgürce yaşama” idealine referanslanan stratejik bir “ittifak” üzerinden yol alınabilir.

IŞİD’in Kobanê’yi katliamla tehditine sessiz kalınmasına karşı yapılan protestolarda onlarca insan öldürüldü. Ölen insanlar için bir yas duygusu geliştirilmesi yerine, kırılan cam-çerçeve üzerinden öfke kusan bir toplum ve devlet gerçekliği söz konusu.